|
|
7月19日
KÜÇÜK ÇİN BALIĞI
Birgün, bir denizde, onsekiz, yirmi metrede, küçük bir balık yanaştı kulağıma... Balıkça bilirmisin dedi... Bilmezmiyim... Hemen başımı salladım. Dinle dedi, sana bir sır vereceğim... Neymiş o dedim... Ağzımdan kabarcıklar merakla yükseldi... Aşığım dedi küçük balık çok aşığım... İşte o günden beri kıskanırım küçük balıkları için için... Küçük balıkla dost olmayı düşledim... Bir deniz kestanesi kırdım, mutlu düşleri, başka bir balığın peşinde yedi, deniz kestanesini... Adın ne senin dedim usulca.. Adım mı ? bilmem... Benim adım yok, ben balığım dedi... Peki sana küçük çin balığı desem olur mu? dedim... Seni mutlu mu edecek dedi... Belkide eder kimbilir.. Peki benim adım küçük çin balığı olsun dedi, yüzdük, yüzdük, yüzdük... Yoruldum dedim, biraz dinlenelim mi? Yüzüme baktı, olur dedi küçük çin balığı... dinlenelim. Niye yüzüme baktığını anlıyamadım, sorsam mı dedim; soramadım, ağzımın ucunda bir soru kaldı ve küçük çin balığı bunu farketti.. Toparlandım hemen, nereye yüzüyorduk? Bir yerlere mi yüzmeliydik dedi, bilmem dedim gayriihtiyari bilmem... Yüzüyorduk öylece dedi küçük çin balığı. Yetmez mi ki, bu sana... Yeter, yeter dedim. Dedim ama.. İçimde garip bir şey kıpırdadı adını koyamadım. Öylece yüzmeye devam ettik, öylece... Sanki yıllardır düşlediğim, hedefi olmayan, sadece elini tuttuğumda içiminin ısındığı bir sevda gibi.. Öylece yüzüyorduk...Ben, bir adam, o, bir balık... Küçük çin balığı... Sanki düşlerimi okudu istersen ayrılalım dedi... Neden, nedenmiş o? İstersen ayrılalım ona yaklaşıyoruz.. O mu? O da kim? Ne çabuk da unuttun... hani sırrım, hani aşık olduğum... Bir yudum sessizlik düğümlendi içimde... Onca sessizliğin içinde zamanımıydı şimdi? Neler oluyor bana... Bu oksijen narkozu olmalı, biraz yukarı çıkmalıyım.. İki metre, evet evet.. İki metre yeter.. Vedalaşmadan mı gidiyorsun? Ne diyebilirim, sen, bir düş değil misin... Sen, benim düşlerimin küçük çin balığı değil misin... Usulca süzüldü, yanağıma sokuldu, soğuk suların tüm sıcaklığıyla... Tüpüm bitmek üzere.. Çıkmalıyım.. Dönünce?... Bekleyeceğim seni, kendine iyi bak, böyle hüzünlü bitmesin dedi ve maviliklerin içine doğru süzülüp kayboldu... Anlamsız, içim boş, yükselmeye başladım. Çıktığımda yanımdakiler telaşlıydılar... İyimisin? Biraz şöyle uzan istersen... Ayşegül de belli etmemeye çalıştığı panikle yanağımı tuttu, canım, iyisin değil mi? Başımı salladım, gözlerine bakamadım... Herşeyi bir anda eleveririm gibi... Vazgeçsen şu sevdadan, her seferinde böyle beklemek... Vazgeçmek mi bu sevdadan dedim, usulca, daha neresindeyim onu bile bilmeden.... kıyıya akşamın hüznü çöktü... En sevdiğim saatlerde, keyifsiz yudumladım rakıdan.. Ayşegül, kadınsal içgüdüleriyle huzursuz, bense bir balığa........Saçmalıyorum.. Hep istediğim şey oluyor, sistemli deliriyorum, evet... Evet, işte böyle olsa gerek, sistemli deliriyorum... Toplanıp gitmek istiyorum herşeyi.. Elbiselerimi, tüpümü, herşeyi.. Ayşegül de dahil, herşeyi bırakıp gitmek istiyorum... Anlamsız bir hırsla eşyalarımı topladım... Valizim tıkış tıkış, içim de öyle.. Ve içimden kaçıp kopmak geliyor yaşamdan, kopup esmek dağlara doğru... Ama ya, ömrüm boyu, yakama yapışırsa küçük çin balığı... Ya, yaşamım boyunca, soğuk suların sıcak öpücüğü gibi rüyalarımı basarsa... Tüm bitiremediğim aşklarımdan biri olursa. Düşüncelerime inanamıyorum. Liseli gençlerin aşkı kokuyor... Yok yok... Tekrar dalmalıyım, bu salakça düşü noktalamalıyım... Sabahın ilk ışıklarıyla terleyerek uyandım. Elbiselerimi, paletimi zor topladım. Sahilin ıssızlığında giyindim, henüz güneşin ısıtamadığı sularda ürperdim. Yavaşça mavinin büyüsüne bıraktım kendimi... Liseli heyecanım başladı. Soğuk suların içinde ellerim terledi, ilk aşkımı hatırladım.. Aşkımı mektupta ilan edebilmiştim... O da kabul etmişti. Sonra buluşmaya karar verdik. O nu ilk gördüğümde düşecekmiş gibi olmuştum. Bunu nasıl da unutmuşum... Dudaklarımın ucuna salakça bir liseli gülümsemesi yapıştı, öylece süzülüyorum mavilere. Biran önce havamı bitirip çıkmak ve bu salakça düşe son vermek için... Binlerce balık süzülüp geçiyor yanıbaşımdan oraya buraya dağılıveriyor... Ben se, küçük çin balığını arıyorum... Belki de umutlarımı, küçüklüğümden beri kurduğum düşleri, küçük olduğum için savaşamıyıp kaybettiğim aşkımı... Kısacası kendimi arıyorum... Ya ben dedi, küçük çin balığı yumuşacık bir sesle... Ya ben!.. Binlerce volta tutulmuş gibi sıçradım soğuk suların içinde. Sular kaynadı, kaynadı da yaktı beni sanki... Bir nefes daha almayasım geldi tüpümden, öylece kendimi bırakıvermek maviliklere... Ama sen.. Sen, diye şaşkın kekeledi küçük çin balığı... Sen bana... Evet, küçük çin balığı, ben sana... İçimde yılların boşluğu doluverdi.. Bir söz, üstelik bir tamamlanmamış söz... Donduk, donduk da kaldık sanki öylece. Laf bitti koskoca denizde. Laf bitti... Nolucak şimdi dedim... Hiç dedi; yüzeceğiz. Sen, daha mutlu. Ben, şaşkın ve düşünceli... Neden şaşkın ve düşünceli diyemedim... Unutma, ben aşığım dedi, şimdiyse şaşkın, sen yıllardır düşlediğimsin, olamıyacak hayalimsin ve işte karşımdasın, ansızın çıkıpgeldin, beni, çok etkiliyorsun ama ben, yine de aşığım... Yüzdük, lafın bittiği denizlerde... Mavilikler bir garip, artık eski renginde değil. Sanki, sanki küçük çin balığının pırıltıları solmuş. Sanki, küçük çin balığı, tanımlıyamadığı garip bir hüzün dalgasında sürükleniyor. Elimi uzattım... Yüzüme dostça bir gülücük oturttum... Oysa içim?.. Havam bitmek üzere... Biliyorum dedi, benim de zamana ihtiyacım var, bunu da sen biliyorsun, ama dostluğum hep yanında olacak... Bakışlarımı gizledim, anlamlarını körelttim, aklımı onda bırakıp, yukarıya süzüldüm .. Ayşegül sahilde öylece hareketsiz... Yanıma gelmedi, gittim yanına oturdum... İkimizde denize dönük... Nasıl bir oyun bu dedi, sesinin son enerjisi ile nasıl bir oyun bu?.. Bilmem dedim, bilmem... Belki de ölümcül.
Alıntı
****************************************
****************************************
16-17 Temmuz Bursa Gezisi
Çok okuyan değil çok gezen bilirmiş. Biz pek fazla bilmesekte ve çok fazla gezmesekte yinede hep bir hareket içinde olmak için savaş veriyoruz.
16 Temmuz akşamı İzmit' ten Bursa' ya geçiş yaptık. Çok çok çok ufakken gittiğim bu yanıbaşımdaki küçük şirin kente bir daha uğramak çok güzel bir fikir diye düşündüm. Yol boyu şehir içi yolu takip ettiğimiz için hep insanları görmek mümkün. Doğa ile bir kaç evin birleşmesiyle oluşan köylerin yanından geçerken insanın içindeki kıpırdanma tetikleniyor adeta.
Gece saat 10-11 gibi vardığım Bursa'da önce şaşkınlığımı atmak için biraz bakındıktan sonra şöle aparatif bir yemek ile depomuzu doldurduk. Gecenin bir saatide olsa insanlar dışarıda ve eğleniyorlardı. Sırtımda Bursa'lı değil yazısı olmadığını farkettim ve bende onlar arasına katıldım. Bol bol gezdim şehrin içini.
Yemek yediğimiz Palmiye Cafe'dekiler her ne kadar unutsalarda siparişleri yinede iyi bir görüntü ve izlenim bıraktılar :). Yamaçlardaki çay bahçelerini mutlaka ziyaret edilmesi gerekli yerler arasında listeye almak gereklidir. Ertesi sabah tarihi bir mekan olan Koza Han'da yediğimiz pohça çay bize krallar sofrası gibi geldi. Dikkatimi çeken bir hususta. Sanırım gemliğe yakın olduklarından dolayı zeytinli pohçalarında maşallah 5-10 adet zeytin çıkıyor.
Şehirdeki gezi turumuzu tamamladıktan sonra aracımıza binip Yalova'ya kadar geri geldik ve buradan feribotla İstanbul' a dönüş yaptık. Listemde ziyaret edilenler arasına yazdığım Bursa için hemen ziyaret edilecekler arasına tekrar not ekledim.
Son olarak günün önemini anlatan kareyi koymak gerekir. Hadi hayırlı olsun...
Dünya çok büyük ve biz o kadar küçüğüz. gez gez biter mi dünya. Bitmez ama otur otur geçermi fani Dünya. Öyleyse yola devam ;)
15 Temmuz 2007 Çılıngoz Doğa Turu.
Marmara akvaryum Klubu olarak çıktık yola vurduk kendimizi Çatalca Karadeniz kıyı şeridine. Yol uzun ve güzel. Ara ara bulursun mantığıyla yolun sonu Çilingoz Koyu. Tabi o kadar yolu evdeki kuvette yapabileceğim bir yüzme efekti için aşmadık. o nedenle Sahili geçiyor ve Baraja doğru yol alıyoruz.
Yolun sonu baraj ve baraj gölü. Fakat eski Türk filmlerindeki gibi çöllerde Leyla'mızı arar olduk. Başrolunde kendimizi gördüğümüz bu filmin aslında başrolunde o andan itibaren Küresel Isınmanın yer aldığını anladık. Boynumuz bükük ama yinede gururlu gençler olarak kalan görüntüden yararlanmaya çalıştık. Çok güzel bir derenin bağlandığı baraj kurumaya yüz tutmuş fakat yinede içerisindeki canlıları hiç ölüme mahkum etmemiş. İçerisinde oluşturduğu göletler sayesinde yaşam devam ediyordu. Gölde yer alan karabalık, sazan vb.. balıklar hayatlarını sürdürüyordu. Gezide eğlence şamata ve kahkaha aldı başını gitti. Kahkaha sesleri kurumuş barajın içerisini doldurdu ve çağlayanlara dönüştü.
Hayatın o karmaşasından kilometrelerce ötesinde bir küçük su birikintisi içinde geçen kocaman bir günün ardından yorgunluğun çöktüğü gurup toparlanıp yola koyulduk. Geri dönüş yolunda başınızı aracın camına yaslayıp hızlı hızlı geçen şeritlerin derinliklerinde kendinizi aramanız finaldeki en güzel olay sanırım. Hayat acısıyla tatlısıyla geçiyorsa ve bu kader tekelinde olsada aklınızda tek şey olmalı. Uçurumdan düşüyorum fakat ne güzel işte serinliyorum diyebilmelisiniz.
Kendinize dikkat edin..
Çilingoz Gezisi bir dostluk gezisidir ve dostluğun resmini yakaladığımız andır aşağıdaki kare.
Bir sonraki gezi yarın yani 16 Temmuz 2007 Pazartesi İzmit'e bu gezi hakkında açıklama ve resim eklemeyeceğim. 1月8日
Böyle bir his yaşamadım ki
Aşk gelmişti tanımadım ki
Yandım ama anlamadım ki
Ruhum aşkta yaralandı
İçimdeki bu duyguyu sen var ettin heder ettin beni
Gecelerimden uykuyu sen tükettin beter ettin beni
Ne çok sevdim anlatamam
Gecem sensiz zor yatamam
Belki sana anlatamam
Ama sana aşığım aşık
******************************************************************************************
Güneş burada da var ta ki batana kadar Yıldızlar yine parlar şafak atana kadar
BİLSEN ŞİMDİ NERDEYİM ÇILGIN GECELERDEYİM UZUN BİR SEFERDEYİM GÜCÜM YETER KADAR GONCA GÜLLERİM VARDI BURCU BURCU KOKARDI RENGİ SOLDU SARARDI SEVİP TUTANA KADAR
Bir yağmur ki dinmiyor, fener söndü yanmıyor Yüreğim dayanmıyor Hasret bitene kadara
BİLSEN ŞİMDİ NERDEYİM ÇILGIN GECELERDEYİM UZUN BİR SEFERDEYİM GÜCÜM YETER KADAR GONCA GÜLLERİM VARDI BURCU BURCU KOKARDI RENGİ SOLDU SARARDI SEVİP TUTANA KADAR
AntiCityBoys
Bu spaces Güncellenmek üzere Askıya Alınmıştır. Maalesef eski spaces yok artık...
Comment lar temizlendi.
Resimler bölümü temizlendi.
Arkadaşlar Bölümü Temizlendi.
Antiden 10 Soru Bölümü Yenilenecek..
AntiCityBoys tan Kısa Kısa bölümleri silinmiştir...
Mutlu olabilirsiniz artık
2 yıl aradan sonra tekrar güncellemeye karar verdim. Kalan resimlerde düzenleme bitene kadar duracak ve silinecektir..
05 Ocak 2007 / 23,34 12月5日
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
- - - - - - - By AntiCityBoys - - - - - - - |
| Sevgi ağlayacak, aşk ağlayacak...
Gün doğmaktan, gece olmaktan bıkacak
Ruhu bedenine sıkışmış Anti,
Hep yanlız , hepppp yanlız kalacak...
| |
|
|
| |
|
|
|
| |
|
|
|
| |
|
|
|
| |
|
|
|
| |
|
|
|
| |
|
|
|
| |
|
|
|
| |
|
|
|
| |
|
|
|
| |
|
|
|
| |
|
|
|
| |
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|

11月4日
|
AntiCityBoys AntiCityBoys AntiCityBoys AntiCityBoys AntiCityBoys
AntiCityBoys AntiCityBoys AntiCityBoys AntiCityBoys AntiCityBoys | l
|
|
|
|